25 Mart 2013 Pazartesi
günah keçisi
Eski yahudi toplumunda bir keçi seçilir ve toplumun bütün günahları bu keçiye yüklenirdi.Sonra bu keçi uçurumdan atılır,çöle gönderilir veya öldürülüp yakılırdı. Böylece halk günahlarından kurtulmuş olurdu, pırıl pırıl,ahlaklı,dindar insanlar olarak hayatlarına devam ederlerdi. Modern insan da kendine bir günah keçisi seçme eğiliminde. Yoksa bu anlamsızlık herkesi delirtir, vicdanları rahatlatmak lazım. Siyasi parti olur, aile olur, toplum olur, mevcut düzen olur, eski düzen olur, herşey olur. Benim günah keçimi ben öldürmeden başkası çalıp öldürmüş galiba. Havlunun pembeliğinden klozetin beyazlığına kadar bütün yoğun renklerde bir şeyler saklı,gözlerim onları görmüyor,emiyor ardından dalıp gidiyorlar. Beynimde oyuklar açılıyor, sağlıklı düşünüp sağlıklı kararlar alamıyorum. Hayatta geldiğim noktadan memnun değilim. Herşeyi birisine ya da bir şeye yıkmak isterdim, bütün suçu ona atıp rahatlamak isterdim. Halbuki kendimden daha fazla suçlayabildiğim bir şey yok. Canavar tanrılar günah keçilerinin başına sinekler gibi üşüşüyor, çiğ et yiyiciler, suç öğütücüler. Zehirli bir pus gibi yayılan pis kokudan başka bir şey duymuyorum, bir an bile kıpırdarsam etraftaki pisliğe bulaşacağım. Terkedildim ya da başından beri kimse yoktu.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Yazamamaktan kastın bu muydu? Şu anda çok kızdım sana. Biliyorum, bu düşüncelerin altına cümlelerim pembe havlu üzerindeki kırmızı leke ya da beyaz klozetin üstüne kapaklanmış bir başka klozet kadar iğrenç görünüyorlar.
YanıtlaSilsevgili dostum benim. bunlar engellenemez, nacizane düşünceler, beğenilme derdi olmayan. yorumların, üstüste kapaklanmış binlerce klozet kapağını açacak güçte. fakat altından çıkacak yer, hep bulunduğumuz yer:)
SilTanrım! Bana sürekli yıkılıp, kendini onaran düşünceler yerine toptan bir güç ver de ya yıkayım ya da öyle bir şey oluşturayım ki asla zarar görmesin. Biliyorum, sen yıkılmaz tek şeyi kendinde toplamışsın. Peki ama yine de kendinden oluşturduğu şeylere gözü gibi bakmaz mı insan? Birilerinin daha önce varettiği diğer parçalarla yeni bir oluşum yaptığımda, onun zarar görmesi benim canımı yakmaz mı? Akşam ağlar, sızlar ama sabah onları bakınca mutlu olmaz mıyım? Şimdi sen nasıl oluyor da, duygusal devinimler geçirip, kendini bunlardan arındırma yoluna gitmiş ve bunu da mükemmel biçimde gerçekleştirmiş yavan beyninle beni kendimde bitmek tükenmek bitmez bir oluşumla başbaşa bırakıyorsun. Bunu nasıl yapıyorsun? En az senin kadar bunlardan yoksun olmama karşılık beni ödüllendirme şeklin gece-sabah arasındaki o çıkmaz sokak mı?
SilTanrım! Senden bana devinimlerimden kaçacağım bir kapı istiyorum. Seni hapsetmek için. Beni gör ya da görme. Ben seni unutmak için kaçmak istiyorum. Peki şimdi bana seni unutmam için bir şans verir misin?