30 Mart 2013 Cumartesi
tenin ölü bir bebeğin teni kadar pürüzsüz, tatlım
Nasıl olur da birinden bir şey beklersin, bir şeyi elde etmeye çalışırsın ya da bir şeyi kaybettiğini düşünüp üzülürsün! O şey zaten senin değildi ve hiçbir zaman da senin olmayacak. Bütün çabalar ve istekler nafile, postmodern çaresizlik içindeyiz, etrafın seni yutacak kadar koca ağızlı bir anlamsızlık canavarıyla çevriliyken nasıl olur da kutsal idealler peşinde koştuğunu sanırsın. Dindarlar kuzuyla kurdu beraber otlatan pis kokulu çobanlar, maddesel dünyayla ilişkilerini sorgulamadıkları sürece öyle olmaya devam edecekler, cehaletleri ve arzularıyla tiksinmeleri gereken herşeyle kolkola yürüyorlar. Modernleşmenin dur durak bilmez hızıyla geleneğin durağanlığının girdiği çatışmadan çeşitli absürdlükler sergileyerek ama her şekilde karlı çıkmaya çalışıyorlar, hem bu dünyada hem öbür dünyada kazanacak şark kurnazları. Yoksul ve ezilen dindar halklar ise bu dünyada ilahi adaletin olmadığını yüksek sesle söylemekten çekiniyorlar, çobanlarına itaat vazediliyor, öbür dünyadaki adaleti bekliyorlar, ilahi takdir ızdırap çekip yoksulluk içinde ölmek. Herkesin iyiliğini istemek, dünyanın geleceğini düşünmek boşuna, kendini sözde iyi ideallere adamak, kendini konfor ve eğlenceye adamak kadar manasız. Modernleşmeyi anlayabiliriz ama modernleşmenin hem sürdüğü hem şekil değiştirdiği bu çağda herşeyi anlamak imkansız. O bizi her zaman gözetliyor oysa biz onu göremiyoruz. Göksel krallığı beklemek nafile. Yapılacak tek şey her şeyi yadsımak. Maddi dünyanın üretim kusması ve tüketim arzusunun gıdıklanması sonucu kirlenme kaçınılmaz. Sayısız komik internet ve televizyon fenomeni, gangnam stayl, castin bibır, iştahla ağzını açan markalar, bebek bezine "canım" denilen reklamlar, fastfood, magazin, nükleer santraller, politika, petrol, pornografi, hız, gürültü, şiddet, beynim bir imaj çöplüğü.Öte yandan salya sümük ağlayan dini önderlerin hiçbir derde deva olmayan vaazları. Şamanik bir transa geçiyorum ve görünür görünmez bütün olgular, bütün renkler, bütün sesler etrafımda dönüyor, birbirine karışıyor, beni sarıp sarmalıyor, ruhumu zerrelere ayırıp tekrar birleştiriyorlar ve en sonunda donuyorlar. Çöküyorum, hepsine karşı körleşiyorum. Eğer gözümü tekrar açabilirsem tek görmek istediğim ılık rüzgarın titreştirdiği bir parça çimen.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder