11 Nisan 2013 Perşembe
flaubert'in papağanı - julian barnes
Bundan sonra, bir takım nedenlerden dünyanın uzak bir köşesinde bir başlarına kalmış bir grup kimsenin insanın "doğal durumuna" dönüp, süssüz, yoksul, çıplak, iki bacaklı yaratıklar oldukları romanlar yazılmayacaktır. Yalnız, bu türün son bir örneği, ya da başka bir deyişle, şişenin ağzını kapatacak bir tıpa olarak bir öykü yazılmasına izin verilebilir. Size bunu hemen yazayım. Bir grup yolcu, gemileri batıp ya da uçakları düşüp, bir yerlerde -herhalde bir adada olacak- kalırlar. İçlerinden biri, iri, güçlü, tatsız bir adam, bir tüfeğe sahiptir. Bu, öbürlerini kendi kazdıkları bir çukurda yaşamaya zorlar. Arada bir tutsaklarından birini çukurdan çıkarır, vurup öldürür ve yer. Bu lezzetli bir besindir ve adam zamanla şişmanlar. Son tutsağını da öldürüp yedikten sonra, artık yiyecek bir şey bulamamaktan endişelenmeye başlar, ama neyse ki bu noktada bir deniz uçağı gelip onu kurtarır. Adam herkese adaya yalnız kendisinin sağ olarak çıktığını ve böğürtlen, yaprak ve kök gibi şeyler yiyerek hayatta kalmayı becerdiğini söyler. Bütün dünya onun bu kadar sağlıklı bir durumda olmasına hayret eder ve resminin basılı olduğu bir poster, vejetaryen yiyecekleri satan bütün dükkan vitrinlerine asılır. Kimse hiçbir zaman gerçeği öğrenemez. Böyle şeyler yazmanın ne kadar kolay ve zevkli olduğunu görüyorsunuz değil mi? Bu türü bundan yasaklıyorum işte.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Muhteşem!
YanıtlaSil