6 Mayıs 2013 Pazartesi
O kadar yoruldu ki aklının dar ağacında sallanan leşimgelerin gölgesinde biraz olsun dinlenebilmek için, yakıp kavuran, kan kurutan sıcaktan biraz olsun saklanıp biraz rahat yüzü görebilmek için neler vermezdi ki. İçe dönük ekranlar gibi gözlerinden kesintisiz yayınlanan bütün dünya savaşlarının en acımasız görüntülerini durdurabilmek için, bütün bu savaşların hem suçlusu hem mağduru olduğunu unutmak unutmak unutmak için neler vermezdi ki. Ama feda edebilecek neyi var? Gölgeler düzenbaz şekiller değil, serin ve korunaklı olsunlar artık, dinlenmeli. Bir vakitler İstanbul'da asırlık cami avlularında koşturan güvercinler batıya göç ettiler, Lizbon'da tenha bir sokak, çoktan ölmüş gemicilerin ve gururlu kaşiflerin ağır nefesi sokakları dolaşırken köşe başında pessoa adında bir çelimsiz çocuk güvercinlere yem atıyor. O esnada İstanbul'da aklı havada bir çocuğun gözü kanatlara takılıyor, aklı kanatlara takılıyor, aklı kanatlanıp bir buluta takılıyor. Ne zaman eski misafirliklerin o uslu ve sıkılgan çocuğunu hatırlasa, ne zaman annesinin kırlaşmış saçları aklına gelse gitmek istiyor, nedenini açıklamadan gitmek istiyor.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
https://www.youtube.com/watch?v=Hi-pvOuHIG4
YanıtlaSildaha bir şarkı, daha iyi bir fotoğraf olamazdı. teşekkürler efendim.
Sil