19 Temmuz 2013 Cuma
kötü biri
Etrafında gülen yüzler, koşturan bedenler, kımıldayan uzuvlar, mimikler kelimeleri öldürürken kelimeler renklere saldırıyor. Sarılar, kırmızılar, beyazlar, pekiler, nerdesinler, seviyorumlar, daha neler. bunların tam ortasında şapşal bir surat. Hiçbir şeyi anlamıyorsun değil mi? Pardon yaş kaçtı? Ne? Bu yaşa kadar nasıl yaşayabildin? Çoktan ölmeliydin. Bu şansla (sen buna şanssızlık de) daha çok yaşarsın. Mühim değil. Kimse için mühim değilsin. Bıktığını duymaktan bıktık. Trafiğin gürültüsü vals müziğini bastırıyor. Tek yaptığın elinde bir spatulayla kirli tortusunu kazımak şeylerin. Tanrı artık elektrik trafolarının tepesinde oturup ekranlardan göz kırpıyor bize. Her dili konuşuyor ama hiçbir dilden anlamıyor. Nos salve inşallah. Çok fazla kelime var , bir garip uğultu halindeler, çok nesne var, çok insan var, hiç his yok. Ayna ne demek? Gördüğün bu yüzün sayısal bir karşılığı var mı? Çeşitli sıfatlar hiç yakışmayan makyaj gibi, yüzüne yapışıyor, mide bulandıracak kadar süslü ve parlak ama sen eski evlerin kendine has alışkanlıklarını seviyorsun, aralarından kıvrılıp giden sokakları seviyorsun, kokuları ve böcekleriyle. Yaşadığın bütün hayal kırıklıklarını senin için hazırlanmış bembeyaz çarşaflı yatağa yatır. Yorgunluktan ölüyorsun. Yabancıların arasında ölüyorsun. Burnunu karıştırırken "ben kötü biri değilim ki" diye düşünüyorsun. Değilsin biliyorum.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder