27 Mart 2013 Çarşamba
uyan kalk giyin, batıyoruz!
Her şey iyi başlamıştı halbuki. Başarılı, sevimli, terbiyeli, örnek bir çocuktum. Ailemi hiç üzmedim, sigara içmedim, alkol içmedim, nerde akşam orda sabah yaşamadım. Sadece fazla düşündüm, belki fazla aptaldım. Geldiğim nokta: sivilce izleriyle dolu, kelleşen, işsiz, hasta, hala ailesiyle yaşayan biri. Peki sorun nerdeydi? Mnemosyne gelip gözlerimden öpecek ve ben her şeyi hatırlayacağım. Beynime yeni nöronlar lazım ya da beynimden fazla şeyleri kesip atmak lazım. Artık sadece saçmalıyorum ve sadece bunu yaptığım için bile nefretle doluyum. Böceğim ve bunu itiraf etmekten çekinmiyorum. Diğerlerinin başarıları en adi plastikten oyuncaklar gibi, yeni açılan market önündeki palyaço kadar çirkinler. Hepsiyle koca bir şenlik ateşi yakmak isterdim. Bütün övünmeler boşuna, çağların tozu dumana katan hızı her şeyi yok ediyor ama böcekler böcekliklerini hatırlamak istemiyor. Zırhlar giyiyorlar, kanat takıp uçmaya çalışıyorlar, halbuki asfaltta erimeye mahkumsunuz. "Bunalımdayım" diyen ağzınız daha b demeden nefretle dolmaya başlıyorum. Sanırım huzur seri katil olmakta, kılcal damar tıkanıklığı, beyinsel elektriklenme, zavallı beğenilme arzum ve nefretim de benimle birlikte batsın.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder